İSTANBUL, – Mesane kanseri, eğer tümör kas tabakasına yayıldıysa, agresif bir formdaysa ve ilaç tedavilerine yanıt vermiyorsa, mesanenin cerrahi olarak çıkarılması gerekebileceğini ifade eden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Buğra Bilge Keseroğlu, “Radikal sistektomi (mesane çıkarılması) robotik cerrahi yöntemiyle yapıldığında, daha küçük kesilerle gerçekleştirildiği için hastalar daha az kan kaybeder, daha az ağrı hisseder ve normal yaşantısına daha çabuk döner” şeklinde bilgi verdi.
Doç. Dr. Keseroğlu, erkeklerde en sık dördüncü, genel popülasyonda ise onuncu en yaygın kanser türü olan mesane tümörlerine karşı erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını vurguladı.
‘BELİRTİLERİ DİKKATE ALMAK GEREKİYOR’
Mesane tümörlerinin pek çok risk faktörü ile ilişkili bulunduğunu belirten Keseroğlu, “Sigara kullanımı, bazı kimyasallara maruz kalma (özellikle boya ve tekstil sektöründe çalışanlar) ve kronik mesane enfeksiyonları, mesane kanseri riskini artıran unsurlar arasında yer alır. En yaygın belirti ise idrarda kan oluşmasıdır. Bu kanama bazen gözle görülebilecek kadar belirgin kırmızı olarak görülürken, bazen de sadece mikroskopik incelemelerde tespit edilebilir” dedi.
İdrar alışkanlıklarındaki değişimler konusunda da bilgi veren Doç. Dr. Keseroğlu, “Mesanedeki tümör, tahriş yaparak sık idrara çıkma, ani işeme isteği ve yanma gibi şikâyetlere yol açabilir. Bu belirtiler enfeksiyonla karıştırılabileceğinden, tekrarlayan şikâyetlerin olduğu durumlarda mutlaka bir üroloji uzmanına danışılmalıdır” şeklinde uyarıda bulundu.
‘TANI VE TEDAVİ SÜRECİ’
Doç. Dr. Keseroğlu, mesane tümörü şüphesi durumunda izlenen tanı ve tedavi süreçlerini de açıkladı. “Üroloji uzmanı tarafından gerçekleştirilen sistoskopi ile mesane, kamerayla detaylı bir şekilde incelenir. Daha sonra uygulanan transüretral rezeksiyon (TUR-MT) işlemi, hem teşhis koyar hem de başlangıç tedavisi olarak tümörün temizlenmesini sağlar” dedi.
‘PATLOJİ SONUCU TEDAVİYİ BELİRLİYOR’
TUR-MT sonrasında elde edilen patoloji raporunun tedavi sürecinin planlanmasında önemli bir rol oynadığını anlatan Doç. Dr. Keseroğlu, hastaların üç temel grupta değerlendirildiğini ifade ederek şu bilgileri verdi:
“Yüzeyel ve düşük riskli tümörler: Eğer tümör yüzeyel ve agresif değilse, TUR-MT yeterli olabilir ve bu hastalar düzenli takip edilir.
Yüzeyel ama orta/yüksek riskli tümörler: Tekrarlama veya ilerleme riski yüksekse, mesane içine kemoterapi veya immünoterapiler uygulanarak hastanın sıkı takip edilmesi gerekir.
Kas tabakasına ilerlemiş tümörler: Eğer tümör kas dokusuna ulaşmışsa, bu en ciddi grup olarak kabul edilir ve hastanın hayatını kurtarmak amacıyla Radikal Sistektomi yani mesanenin tamamen çıkarılması gerekir.”
‘ROBOTİK CERRAHİ İLE KISA SÜREDE İYİLEŞME’
Robotik cerrahinin, radikal sistektomi işlemlerinde sağladığı avantajları dile getiren Doç. Dr. Keseroğlu, “Robotik cerrahi, oldukça küçük kesilerle yapıldığı için hastalar daha az kan kaybı yaşar, ağrıları daha hafif olur ve daha kısa sürede normal hayata dönebilirler. Robotun sunduğu 3D görüntüleme, sinir ve damarların korunmasını kolaylaştırır” dedi.
‘YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIR’
Doç. Dr. Keseroğlu, robotik cerrahinin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini ise şöyle özetledi: “Yeni mesanede idrar tutma ve cinsel fonksiyonların korunmasında robotik cerrahinin belirgin avantajları vardır. Bu teknoloji, hastaların hem kanserden kurtulmalarına hem de ameliyat sonrası yaşam kalitelerinin korunmasına önemli katkı sağlamaktadır.”
‘ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR’
Doç. Dr. Keseroğlu, tedavi sürecinde zamanlamanın ne kadar kritik olduğunu da vurgulayarak, “Erken teşhis edilen mesane kanserinde tedavi olasılıkları çok yüksektir. Hasta, üroloji uzmanına başvuruda gecikirse, bu durum yaşam süresini ve kalitesini olumsuz etkileyebilir. Teknoloji ve uzmanlığın bir araya geldiği robotik cerrahi, en iyi ve en kalıcı sonuçları elde etmemizde önemli bir araçtır” değerlendirmesinde bulundu.

