Trabzon Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ebru Demircioğlu, Türk kadınının tarih sahnesindeki rolünü gözler önüne seren 4 eser kaleme aldı. Yıllardır yürüttüğü kadın tarihi çalışmalarıyla Osmanlı Dönemi’nden Cumhuriyet dönemine kadar Türk kadınlarının toplumsal, kültürel ve siyasi hayatta üstlendiği nadir görülen rollerini araştıran Demircioğlu, “Türk kadını, bal yapan bir kelebektir. Her zaman varlığını göstermiştir. Gelin, hep birlikte bu gerçekleri öğrenelim ve geleceğimize sahip çıkalım” sözleriyle Türk kadınlarının eşsizliğine vurgu yaptı.
Eğitim Fakültesi öğretim üyesi olan 42 yaşındaki Demircioğlu, 15 yılı aşkın bir süredir akademik alanda çalışmalarını sürdürmekte. Doktora tezinde tarih ders kitaplarını toplumsal cinsiyet açısından inceleyen Demircioğlu, kadınların bu kaynaklarda sıklıkla geri planda bırakıldığını tespit etti. Bu durum onu, Türk kadınlarının tarih sahnesindeki görünmeyen başarı ve mücadelelerini keşfetmeye yönlendirdi. Yazdığı eserlerde, kadınların yalnızca isim olarak anılmadığını, toplumsal dönüşüm çabası içinde aktif roller üstlendiklerini ortaya koydu.
Prof. Dr. Ebru Demircioğlu, doktora tezinin kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “Doktora konum; tarih ders kitaplarında toplumsal cinsiyet analizi üzerineydi. Bu konuyu derinlemesine inceledikçe, kadınların yeterince yer bulamadığını fark ettim. Ancak biliyordum ki, Türk kadınları tarihin çeşitli dönemlerinde önemli başarılar gösterdiler. Bu başarıların izini sürmek için eserlerimde hangi konuları ele alacağımı belirledim.” dedi. Ebru Hanım, ilk kitabı “Bal Yapan Kelebekler”i 2018 yılında yayımladı; bu kitapta, kadınların tarih boyunca başarı ile birbirine uyguladıkları liderlikleri vurguladı.
Yazar, Türk kadınlarının tarihsel başarılarının altını çizen eserlerine devam ediyor. “Osmanlı Kadın Cemiyetleri” başlıklı kitabı ise kadınların sosyal hayatta nasıl yer aldığını gözler önüne seriyor. “Kadın cemiyetlerinin varlığından ve yaptıklarından haberimiz yoktu. Ancak 100’den fazla kadın cemiyetinin varlığı, önemli pek çok başarının sergilendiğini gösteriyor.” şeklinde belirtti.
Demircioğlu, Türk kadınının birçok başarıya imza attığını vurgulayarak, “Üçüncü kitabımda, milli mücadele döneminde kadınların nasıl aktif bir şekilde mitinglerde yer aldığını anlattım. ‘Kurtuluşa Giden Yolda Türk Kadını: Milli Mücadele Kadın Mitingleri’ eserimde, Halide Edip gibi dönemin önde gelen kadınlarının mücadelesini ele aldım.” dedi. Kendisinin kaleme aldığı son kitap “Osmanlı Kadınının Sesi”nde ise Osmanlı basınındaki kadınların rolüne değindi.
Demircioğlu, kaleme aldığı eserlerin Türkiye’deki kadın tarihi alanında derleme olarak öncü niteliğinde olduğunu ifade ederek, “15 yıldır bu alanda çalışıyorum. Çıkardığım eserlerin kapsamlı olması en büyük hedefim. Kaynaklarım arasında doktora ve yüksek lisans tezleri, makaleler ve ulaşabildiğim her türlü yayına dayanarak bir derleme oluşturmayı başardım.” şeklinde konuştu.
Demircioğlu, bazı yaygın yanlış bilgileri düzelttiğini de aktardı. “Fatma Aliye’nin ilk kadın romancı olduğuna inanılıyor ancak Züleyha Zafer’in bu unvanı taşıdığı ortaya çıktı. Osmanlı’nın ilk kadın doktoru da Serope Kavalcıyan’dır, bu tür yanlış bilgileri düzeltmek çok önemli.” diye belirtti. “Türk kadınlarının tarih boyunca gösterdiği mücadelenin ve başarılarının herkes tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Son olarak, Türk kadınının asaletini ve geçmişteki başarılarını herkesle paylaşmaya devam edeceğini belirten Demircioğlu, “Bu yolculukta yer almak benim için büyük bir onur. Ülkemizin tarihindeki bu değerli kadınların unvanı, herkesin öğrenmesi gereken bir gerçek.” şeklinde açıklamalarda bulundu.





