Ayşe GÜREL/İSTANBUL – Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2023 yılında gerçekleşen İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı görevinden alınan İnan Güney ve yine görevden alınan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu 10 sanık, ilk kez mahkemeye çıkarıldı.
Duruşma, İstanbul Adliyesi’nin 72. Asliye Ceza Mahkemesi yerine, salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumları’nın 2 numaralı duruşma salonunda gerçekleşti. Mahkemeye, sanıklar Özgür Çelik, İnan Güney, Rıza Akpolat, başka bir davadan tutuklu olan Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş, tutuksuz yargılanan Beykoz Belediyesi bağımsız meclis üyesi Uğur Gökdemir, Pendik İlçe Başkanı Niyazi Güneri ve çok sayıda partili katıldı.
‘SUÇLAMALARA KARŞIYIM’
Mahkemede söz alan İnan Güney, “Kongreler ve kurultaylar partimizin içinde yaşanır, bunlar kongre salonlarında kalmalıdır. Ben İstanbul İl Kongresi döneminde Büyükşehir Belediyesi meclis üyesiydim. Parti tüzüğüne göre meclis üyeleri kongre delegesi olamaz. Bu nedenle benim il kongresinde ve kurultayda oy kullanma hakkım yoktu. İstanbul İl Kongresi’nde Özgür Çelik’i destekledim, kurultayda ise Özgür Özel’i destekledim. İçerdeki değişim isteği nedeniyle yargılandığımızı düşünmek haksızlıktır. İstanbul’daki il kongremizde yasal bir hata olduğunu düşünmüyorum. Hile olduğu kanıtlanmamıştır. O ses kaydında yer aldığım ispat edilememiştir. Gerçek bir suç unsuru yoktur. İnan Güney ismi yok. Tüm bu belirsizliklere rağmen davada nasıl bulunduğumu anlamıyorum. Hakkımdaki tüm suçlamaları reddediyorum. Kaldı ki, açılan davada suç unsuru yoktur” ifadelerini kullandı.
‘İDDİANAMEDE ÇELİŞKİLER VAR’
Özgür Çelik, savunmasında “CHP İstanbul İl Kongresi 8 Ekim 2023’te yapıldı. İki aday arasında yarıştı, ben 342 oyla kazandım, rakibim 310 oy aldı. Ertesi gün rakibim Cemal Canpolat beni arayarak kutladı. Seçim sonrası yasal itirazda bulunulmadı ve seçim kurulu mazbatamızı verdi. Yüksek Seçim Kurulu’na da herhangi bir başvuru yapılmamıştır. Ancak 19 Mart 2025 tarihinden itibaren farklı mahkemelerde davalar açıldı ve hepsi reddedildi. Son olarak İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden tedbir ve kayyum kararı çıkartıldı. İddianame, tutuklu kişilerin cezaevinde verdikleri çelişkili ve belgelerle çürütülebilen ifadelerle hazırlanmıştır. Sunmuş olduğum belgeler, makbuzlar ve kayıtlar, iddiaların asılsız olduğunu gösteriyor. Buna rağmen yargı bir kez daha siyasete alet edilmiştir” dedi.
‘SES KAYDI HAKKINDA BİR BİLGİM YOK’
Çelik, kendisine dinletilen ses kaydıyla hiçbir ilişkisi olmadığını belirterek, “Ses kaydı hakkında ne bir bilgim ne de ilgim var. Üç kişinin iftiraları yüzünden iddianame yazılmış. Veli Gümüş ve Müslüm Aytaç, rakibim Cemal Canpolat’ın listesinde yönetici. Seçim kaybedenlerin ifadeleriyle böyle davalar açılırsa, ülkemizde tüm seçimler tartışmalı hale gelir. İddianamedeki ifadeler kaybeden sürecin adaylarına ait. Ben 342 oyla kazanmışken, olağanüstü kongrede tüm delegeler tekrar bana oy verdi. Elimizde YSK’dan alınmış 3 mazbata var; ortada bir kayyum durumu söz konusu. Veli Gümüş bana o tarihlerde oy istediğin iddiasıyla dönüp durarak iftirada bulunuyor” şeklinde konuştu.
‘SUÇUMUN NE OLDUĞUNU BİLSEM SAVUNMA YAPARDIM’
Rıza Akpolat ise, “Ben CHP’nin gençlik kollarında görev aldım ve 6 yıl Beşiktaş Belediyesi Başkanlığı yaptım. Tutuklandığım günden itibaren sosyal medyada hiçbir paylaşımda bulunmadım ve demeç vermedim. Buna rağmen üzerime iftiralar atıldı. İtirafçı olduğum iddia ediliyor. Bunu söyleyen kişilerle nasıl mücadele edeceğim konusunda düşündüm; sabretmem gerektiğini, iddianamenin yazılacağını ve yargılama sürecinin geçmesini bekleyeceğimi belirttim. İddianamede ses kaydında adım geçmiyor. İddianameyi inceledim ama suçlamalar anlamlandıramadım. Avukatlarıma ‘Bana atfedilen suç ne’ diye sordum. Onlar da bir suç bulamıyor. Belki de suçum, Özgür Çelik’le dostluk olmaktadır. Eğer suçumu bilsem, ona göre savunma yapardım” dedi.


