Ayşe GÜREL/İSTANBUL – ‘Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü’ dosyası kapsamında tutuklanan eski Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, boğazdaki kaçak yapılarla ilgili rüşvet alındığı öne sürülmesi üzerine tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne yönlendirildi.
Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Rıza Akpolat, ‘Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü’ davası kapsamında Ocak 2025’te tutuklandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Akpolat’a yönelik 52 farklı suçlamadan 415 yıla kadar hapis cezası istendi. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) hedef alan ‘yolsuzluk’ soruşturması doğrultusunda, boğazda bulunan kaçak yapılarla alakalı rüşvet isteme iddiaları nedeniyle Rıza Akpolat’ın da sürece dahil edildiği öğrenildi. Bu çerçevede, şüpheli sıfatıyla dosyaya giren Akpolat, boğazdaki kaçak yapılarla alakalı rüşvet talebiyle tutuklama kararı için Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.
‘RÜŞVET’ INDELİ ALINDIĞI İDDİA EDİLİYOR
Rıza Akpolat hakkında hazırlanan sevk yazısında, “Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan Ozan İş ve Emirhan Akçadağ, Rıza Akpolat’ın görev süresi boyunca bazı iş insanlarından imar ve ruhsat talepleri karşılığında rüşvet istediğini iddia etti. Bu kişilerden Serdar Bilgili’nin 500 bin dolar, Beşiktaş’ta bulunan İnari Omakase isimli işletmenin sahibi Aycan Akdağ’ın ve tanık Sonat Sarper Ekşioğlu’nun ise toplamda 2 milyon lira vermek zorunda kaldığı bilgisi elde edilmiştir. Rıza Akpolat’ın, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan dosyada sahip olduğu mal varlığı değerlerini, belediye başkanlığı yetkilerini kötüye kullanarak haksız kazanç elde etmek amacıyla ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ suçlarından sağladığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, şüphelinin iş insanlarından aldığı rüşvet paralarını belediyenin aşevine bağış adı altında talep ederek edindiği, teslim edilen paralar için makbuz vermediği ve parayı elden, şoförler ve bazı belediye görevlileri aracılığıyla gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Şüphelinin savunmasının inkara dayandığı değerlendirilmiş, rüşvet alma suçunu işlediğine dair somut delillere dayalı kuvvetli şüphe bulunduğu yönünde bir kanaate varılmıştır. Şüphelinin aleyhine ifade veren şahıslara veya haksız kazanç sağladığı kişilere baskı yapabileceği veya delilleri karartabileceğine dair yeterli şüpheler mevcuttur. Bu sebeplerle tutuklu bulunan şüphelinin sanık sıfatıyla tutuklanmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, şüpheliye yöneltilen suçun niteliği, mevcut delil durumu ve ilgili yasalardaki tanımlanan cezaların üst sınırı dikkate alınıp, 5271 sayılı CMK’nın 100 ve devamı maddeleri doğrultusunda tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.


