Hafize Kovan (42), İzmir’de 30 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi görüyor. Diyaliz makinesinin günlük hayatının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve evinde bu tedavi için ayrı bir alan oluşturduğunu belirten Kovan, “Doktorlarım, benim onlardan daha iyi durumda olduğumu söylüyor. Sağlıklı bireylerin yapabildiği her şeyi biz de yapabiliyoruz. Diyaliz hastaları, doğru beslenme alışkanlıklarına sahip oldukları sürece çalışabilir, okuyabilir, evlenebilir, spor yapabilir ve çocuk sahibi olabilirler” ifadelerini kullandı.
Hafize Kovan, kronik böbrek yetmezliği nedeniyle 1993’te babasından böbrek nakli yaptırmış. Ancak 1,5 yıl sonra hastalığı tekrar edince diyalize geçmek zorunda kaldı. 20 yıl bir merkezde, son 10 yıldır ise evde haftada 3 gün diyaliz aldığını belirten Kovan, “Salonumun bir bölümünü diyaliz alanı olarak belirledim. Diyaliz benim yaşam tarzım oldu. Herkesin nakil olmasını istemesi çok doğal, fakat ben 2015’te bu fikri tamamen kafamdan çıkardım ve ev diyalizi ile tanıştım. Nakil benim için daha riskli bir seçenek. Diyaliz ile kendi gücümü korumayı tercih ettim. Evde yapılan diyalizi istediğin zaman yapabiliyor olmak, bağımsızlık sunuyor. Özellikle gece yapılan seanslar hem psikolojik hem de mental olarak çok rahatlatıcı. Sabahları dinlenmiş bir şekilde uyanıyorsunuz” dedi.
‘DİYALİZDEN DEĞİL, BİLİNÇSİZLİKTEN ÖLÜNÜR’
Uzun yıllar diş teknisyeni olarak çalışan Kovan, diyalizin iş yaşamını olumsuz etkilemediğini vurguladı. Koşu antrenmanlarına katılan ve pek çok madalya kazanan Kovan, geçen yıl evlendiğini ve çalışma hayatına ara verdiğini dile getirdi. Kovan sözlerine şöyle devam etti:
“Diyaliz hastalarının çalışamayacağına dair bir algı var fakat ben diyaliz sürecim boyunca çalıştım. Zorlukların üstesinden gelmek tamamen kişinin iradesinde. Güçlü olmak zorundayız. İnsanlar diyalizden değil, bilinçsiz yaşamaktan dolayı kaybediyorlar. Eğer bir diyaliz hastası, yaşam biçimine dikkat etmiyorsa bunun sonuçları ağır olabilir. 30 yıldır diyalizle yaşıyorum ve oldukça sağlıklıyım. Doktorlarım, sağlık durumumun iyi olduğunu söylüyor. Sağlıklı bir bireyin yapabildiği her şeyi biz de yapabiliriz ama bazı kurallara uymamız gerekiyor. Sağlıklı beslenme, ilaçların düzenli kullanımı ve diyaliz seanslarının eksiksiz yapılması, sıvı alımına dikkat edilmesi ile sağlıklı bir yaşam sürdürebiliriz. 20 yıl boyunca merkezi diyalizle yaşadım. Uzun süreli diyaliz, daha sağlıklı bir tedavi sunuyor. Benim gibi hastalar korkmamalı; dikkatli beslenmeleri durumunda birçok şey yapabilirler.”
‘TÜRKİYE’DE 1500’E YAKIN EV DİYALİZİ HASTASI VAR’
2015 yılından itibaren Türkiye’de evde diyaliz uygulamasının başladığını belirten Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Ok, bu tedavi yönteminin dünya genelinde 1960’lı yıllardan itibaren kullanıldığını hatırlattı. Evde diyaliz uygulamalarında hastalara gerekli cihazlar ve su arıtma sisteminin ücretsiz olarak kurulduğuna dikkat çeken Ok, “Bu tedavi, hastaların diyaliz merkezine gitme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Gece uyurken yapılan diyaliz, merkezi yöntemden daha uzun sürüyor ve hastaların yaşam süresini artırıyor. Türkiye’de yaklaşık 1500 ev diyalizi hastası bulunuyor; bu hastalar, seanslarda genellikle tansiyon düşmesi gibi olumsuz durumlarla karşılaşmıyorlar ve iş yaşamına katılabiliyorlar. Ev diyalizi ile merkez diyaliz arasında çalışan hasta oranı üç kat daha fazla” dedi.
‘EV DİYALİZİNDE YAŞAM SÜRESİ ARTIYOR’
Prof. Dr. Ok, birçok kamusal hastane ve özel diyaliz merkezinde evde diyaliz tedavisinin sunulduğunu ifade ederek, “Diyaliz cihazları hastaların evine kurulum sırasında herhangi bir maliyet yansıtılmıyor. Bu sayede ev hemodiyalizi tedavisi uygulayan hastaların yaşam süreleri, merkez diyaliz hastalarına göre iki kat daha uzun. Bu durum, ölüm riskinin ciddi oranda azalması anlamına geliyor” şeklinde konuştu.






