Güney Kıbrıs’ın Schengen’e Girişi: Avrupa’nın İkinci Berlin Duvarı mı?

Tarih:

Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’na ve Schengen Alanı’na tam üyelik sürecine hazırlandığı bu günlerde, adanın kuzeyinde görünmez bir duvarın daha da kalınlaştığı yorumları yapılıyor. Avrupa Birliği, birlik ve özgürlük fikriyle inşa ettiği Schengen düzenini Kıbrıs’a taşımaya hazırlanırken, Yeşil Hat boyunca bölünmüşlüğün keskinleşebileceğine dikkat çekiliyor.

“Kıbrıs Cumhuriyeti”, AB içinde adanın tek yasal temsilcisi olarak yer alıyor; fakat 1974 Kıbrıs Barış Harekatından bu yana sınırlar çizilmiş ve ikiye ayrılmış durumda. Güney’de Schengen hazırlıkları hız kazanırken, Kuzey’de yaşayan Kıbrıslı Türkler AB vatandaşlığına sahip olmalarına rağmen, Schengen düzeninde ne “içeride” ne de “dışarıda” bir konumda bırakılıyor.

Schengen’in Temel Amacı ve Kıbrıs Gerçeği

1995’te yürürlüğe giren Schengen Anlaşması’nın hedefi, Avrupa’da sınırların sembolik birer kalıntıya dönüşmesiydi. Ancak uzmanlara göre bu ideal, Kıbrıs söz konusu olduğunda sınıfta kaldı.

2004’te AB’ye tam üye olan Güney Kıbrıs, müktesebata uyum sağlarken; Kuzey Kıbrıs ise tanınmama nedeniyle bu kapsamın dışında bırakıldı. Şimdi Schengen alanına katılım gündemdeyken, bu ayrımın daha da belirginleşeceği değerlendiriliyor.

Yeşil Hat: Görünmeyen Sınır mı, Yeni Duvar mı?

Schengen’e dahil olmak Avrupa için sınırları kaldırmak anlamına gelirken, Kıbrıs özelinde bu durum Yeşil Hat’ın daha da sertleşmesi riskini barındırıyor. Çünkü Güney Kıbrıs’ın Schengen üyeliğiyle birlikte AB’nin dış sınır rejimi adanın ortasından geçiyor olacak.

Nitekim geçtiğimiz gün yaşanan gelişmeler, bu ihtimalin küçük bir provası olarak yorumlandı. Rum hükümeti geçiş kapılarında önce geçişleri durdurdu, ardından “KKTC kimlikleriyle geçiş olmayacak” dedi, daha sonra ise tümünü yalanladı. Kısa sürede geri adım atılsa da, gözlemcilere göre bu olay, Schengen süreciyle birlikte Kıbrıs’ın karşılaşabileceği tabloyu özetler nitelikteydi.

Avrupa’nın Çifte Standardı: Kuzey İrlanda Örneği

Uzmanlar, AB’nin sınır sorunlarına yaklaşımını anlamak için Kuzey İrlanda örneğine dikkat çekiyor. Brexit sürecinde, İrlanda ile kara sınırının açık tutulması için özel bir protokol geliştirilmiş ve barış süreci korunmuştu.

Ancak Kıbrıs’ta benzer bir esneklik söz konusu değil. Uzmanlar, AB’nin bu tutumunun “çifte standart” algısını güçlendirdiğini ifade ediyor.

Çözüm Masasında Denge Unsurları

Siyasi çevrelere göre, Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm için masaya oturulması yeniden gündeme gelebilir. Bu noktada tarafların güçlü ve zayıf yönleri ile pazarlık noktaları öne çıkıyor.

  • Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), AB üyeliği ve diplomatik ağlarıyla güçlü görünürken; adanın yalnızca bir kısmını fiilen kontrol etmesi ve Kıbrıslı Türklerin temsiliyet eksikliği, önemli zayıf noktalar olarak değerlendiriliyor.
  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ise fiili egemenlik ve Türkiye’nin desteği sayesinde sahada güçlü görünse de, uluslararası tanınmamışlık ve ekonomik bağımlılık temel sorunlar olarak sıralanıyor.

Avrupa’nın Vicdan Duvarı

Berlin Duvarı 1989’da yıkıldığında Avrupa’nın bütünleşeceği, sınırların yalnızca haritalarda kalacağı düşünülüyordu. Ancak bugün Kıbrıs’ta görünmez bir duvar hâlâ ayakta. Schengen süreciyle birlikte bu duvarın daha da belirginleşmesi ihtimali tartışılıyor.

Avrupa Birliği’nin önünde net bir tercih bulunuyor:
Ya birleşme idealini tüm adaya yayacak cesareti gösterecek,
Ya da Kıbrıs’ta bölünmüşlüğün mimarlarından biri olarak tarihe geçecek.

Schengen, bir “birlik” projesi mi olacak, yoksa Kıbrıs’ta “ayrılığın yeni duvarı” mı?
Bu sorunun cevabı artık Brüksel’in değil, tarihin önünde şekillenecek.

HABERİ PAYLAŞ:

En Son Haberler

DAHA FAZLA
MEDYA ÖZEL

Erzurum’da restoranda çıkan yangın evler ve otele sıçradı

ERZURUM, - ERZURUM Kongre Caddesi’ndeki bir cağ kebap...

Bakan Kacır: Kendi geliştirdiğimiz uzay aracımızla Ay’a erişeceğiz

Salih TEKİN/ ERZURUM, - SANAYİ ve Teknoloji Bakanı...